Clubhouse'dan Ne Öğreniriz ?Eğitim Tasarımcısına Fit Öneriler

www.leadfitdevelopment.com


Lead Fit bültenlerini takip edenler, sadece Pazar sabahları geldiğini bilir. Ama hafta sonu, deyim yerindeyse Clubhouse çılgınlığı yaşanınca, zihnimin kıvrımlarında gezinen ve yetişkin öğrenme deneyimi üzerine çalışanları ilgilendirebileceğini düşündüğüm bazı noktaları yazmadan duramadım...

Sesli twitter ve canlı podcast karması bu ses temelli aplikasyonun kullanımı gelecekte nereye evrilecek tartışmalar süredursun, eğitim tasarımı başlığı ile ilgilenen danışmanlar, eğitmenler ve tasarımları şirketleri ile buluşturan ik ve organizasyonel gelişim profesyonelleri olarak, Clubhouse'dan bu konuda ne öğreniriz'e- bir çeşit yeni nesil androgoji- bir bakalım isterim. Kaçırdığım nokta varsa, ki mutlaka vardır, bir oda açıp tartışırız belki :)


1. En özel parti katılmadığın parti.

En özel toplantı, davet edilmediğin... Clubhouse'un davetiyesiz giriş yapılamaz mantığını en iyi anlatan cümleler bunlar galiba... Sosyal medya son 10 yıldır zaten elimizde olmayanın altını harladıkça harlayıp yetersizliğimiz, sahip olmadıklarımız üzerine psikolojik benzinler dökedursun, sadece davetiyesi olanların içeri alınabildiği bir yaklaşım da haliyle merak uyandırdı.


KISSADAN HİSSE: Eğitim programları öncesinde merak uyandırmak, özel hissettirmek için verilecek her mesaj, atılacak her adım çok önemli... Bunu ama CEO videosuyla yaparız, ama konuklarla, ama canlı bir lansmanla, yöntemleri farklılaşabilir. Yeter ki, "JUST ANOTHER TRAINING PROGRAM" olmasın.


2. Dahiliyet yoksa, katılım yok.

Aplikasyonun önemli bir değer önermesi: Yalnızlığını hafifletmek, dahil etmek... Diyalog. Özellikle şu dönemde...

Hafta sonu ziyaret ettiğim küçük odalarda şu kadarını gözlemleyebildim. Eğer moderatör ses açmış ve dahil etmişse, herkesin konuşacak bir şeyleri var. Herkesin bir hikayesi var. Eğer sadece dinleyiciysen, Clubhouse yazarak katılma imkanı da vermediği için, gerçekten olağanüstü bir şeylerin konuşuluyor olması lazım... Son araştırmalara göre ortalama insan dikkat uzunluğu 8 saniye. Teknolojik olarak maruz kaldığımız bildirimlerin fazlalığı arttıkça da bu süre kısalmaya devam edecek. Çünkü beyin, uyaran fazlasına maruz kalınca, daha fazlasını ister hale geliyor. Bir film izlerken, aynı anda sosyal medyada olmamızın sebebi bu.


KISSADAN HİSSE: İster yüzyüze, ister online.. Öğrenmenin yolu, dikkati sağlamanın yolu diyalog'la mümkün. Ve öğrenmeyi tetikleyecek "anlamlı diyalog" ne yazık ki, bazı eğitimlerde katılımcı olarak maruz kaldığım, yap bir grup çalışması konuştur, aç bir break out odası katılımcılar paylaşsın yaklaşımıyla mümkün de değil. Bir break-out odasındaki 15 dakikalık diyalog sürecinin bile çok iyi tasarlanmış olması, sorularının netliği, 4MAT prensiplerine nasıl bağlanabileceği üzerine düşünmek gerekiyor. 4MAT, sıklıkla tasarımlarda kullandığımız bir model. Daha önce tanışmamış olanlar varsa, buraya bir link bırakıyorum.


3. Öğrenmenin sorumluluğu, kişinin kendisinden başkasına verilemez.

Eğer bu haftasonu Clubhouse deneyimi yaşayanlardansanız, hangi odalara gittiğinize, uzun süre kaldığınız odalarda neden kaldığınıza bir bakın. Konu, konuşmacı, diyalog imkanı ilginizi çektiyse kaldınız, çekmediyse kalmadınız. Yaşamınızda kullanabileceğiniz, dert edindiğiniz ya da edinebileceğiniz konuşmaları, öğrenseniz iyi olur'ları kovaladınız. Kovaladık.


KISSADAN HİSSE: Katılımcıları öğrenmeye dair nasıl motive edeceksiniz? Bu soruyu, danışmanlık mesleğini icra edip, hayatında hiç duymayan yoktur sanırım. Biraz sert gelecek belki ama bence cevabı: "Etmeyeceğiz." Bizim sorumluluğumuz, tasarımı androgojinin yani yetişkin öğreniminin prensiplerini gözeterek yapmak, kendimizi tekrar etmemek, ilgi çekebileceğine inandıklarımızı, yine ilgi çekebileceğini düşündüğümüz yöntemlerle paylaşmak, hikayeleştirmek... Ama sonrası, yani öğrenme motivasyonu, kişinin kendisinde. Öğrenme sorumluluğu başkasının eline bırakılamayacak kadar derin bir konu. Senin öğrenmenin sorumluluğunu başkası alamaz. Kimse seni bir şeyleri öğrenmen için zorlayamaz. İsteyen alacak, istediği kadar alacak... Açık büfenin tasarımı, yemeği pişirmesi, süslemesi bizde. Ama yemek istemeyen birine, portakallı ördek pişirseniz yediremezsiniz. O yüzden bu sorumlulukları yeni nesil öğrenme deneyiminde ayrıştırmamız ve almamız gereken aksiyonları bu bakış açısıyla almamız şart. Tek yönlü - danışmana yüklenen- bir sorumluluktan, katılımcıların sorumluluklarının, hatta eğitim sırasında rahatsız(!) etmeyerek, katılımcının deneyimini desteklemeye çabalayan yöneticinin sorumluluklarının konuşulduğu bir dünyaya çoktan geçtik...


4. Power-point'lerin ölümü.

Çoktan ölmüştü ama yine de Clubhouse ile birlikte hatırlayalım isterim. Sadece duyarak da dahil olmak da pek ala mümkün. Öğrenmenin illa ki görsel olarak desteklenmesi gerekmiyor. Olursa güzel olur ama şart değil.


KISSADAN HİSSE: Kaç slaytınız var? Yok. Sunumu eğitimden sonra gönderir misiniz. Gönderemem, çünkü yok :) Çünkü diyalog kuracağız. Çünkü konuşacağız. Çünkü gerçekten dert neyse ona bakacağız. Ve bunu süslü slayt setleri, han duvarı gibi yazılarla yapamayız.


Diyeceğim o ki.. Güzel şeyler oluyor. Ve kendini yenilemenin bu denli şart olduğu bir mesleği icra ettiğim için mutluyum, umutluyum.


Keyifli haftalar...


Gözde



256 görüntüleme0 yorum